"İNSAN İSLAMİYETİ KABUL EDİP,YAŞAMAYA BAŞLADIĞINDA ESKİ ÇEVRESİYLE,DOSTLARIYLA BİRLİKTE BULUNAMAZ MI?”

İnsan aynı anda iki zıt görüşü birden benimseyemez. İman ile imansızlık birbirine tam tamına zıt iki kavram olduğuna göre bir kişinin hem müminlerle hem de inkar edenlerle aynı fikir, düşünce ve duyguları paylaşması mümkün değildir.

İnsanlar arasındaki dostluk, arkadaşlık gibi ilişkilerin temelinde yatan unsur sevgidir. İman eden bir kişinin en önemli özelliği ise kalbindeki Allah sevgisidir. İnananların Allah'a olan güçlü sevgileri Kuran'da şöyle bir kıyasla haber verilmektedir:

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

Allah'a karşı olan sevgi de, kuşkusuz yeryüzünde O'na kulluk eden, Allah'ın rızasını arayan müminlere yöneltilecektir. İşte bu yüzden, Allah'a ve Kuran'a inanan, İslam'ın özünü kavramış bir kimsenin iman edenler dışında herhangi bir kimseye sevgi duyması düşünülemez. Karşısındaki insan kendisinin gönülden inandığı, canından çok sevdiği, uğrunda malını ve canını feda ettiği, kendisine doğru yolu gösteren, ona nimetini yayan, onu cennetle ve sonsuz bir mükafatla müjdeleyen Rabbimiz'i tanımıyor ya da gereği gibi takdir edemiyorsa elbette bu sevgi oluşmaz. Müminle bu tip bir insan arasında herhangi bir sevgi bağı oluşamayacağına göre, gerçek bir dostluk da söz konusu olamaz. Kuran'da şöyle bildirilir:

Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun... (Mücadele Suresi, 22)

Ancak herşeye rağmen, özellikle Kuran ahlakını yeni öğrenen bazı kişilerin eski cahiliye çevrelerine, arkadaşlarına karşı hala belli bir yakınlık ve sempati duyduğu durumlar olabilir. Ama Kuran'da, müminlerin yegane dostlarının Allah ve diğer müminlerden başkası olamayacağı belirtilmiştir:

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir. Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 55-56)

Allah bu ayetlerde yalnızca müminleri dost edinmenin, aynı zamanda Allah rızası için yapılan amellerin başarısının da anahtarı olduğuna işaret etmektedir. Aynı şekilde samimi olarak iman edenlerin birarada bulunmalarının, birbirlerine destek ve yardımcı olmalarının da başarının sırrı olduğuna dair birçok Kuran ayeti vardır. Ancak bunun tersine, Allah'ın Kuran'da belirttiği emir ve tavsiyelere uyulmaması halinde müminler için zor ve sıkıntılı durumların ortaya çıkacağını ve güçlerinin azalacağını da Allah Kuran'da bildirmektedir:

İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Kendisine gelen tüm bu bilgilere ve apaçık ayetlere rağmen, "ben iki tarafı da idare ederim, fark ettirmedikten sonra problem çıkmaz" gibi sahtekar düşünceler taşıyan ve bir yandan da, samimi bir görüntü altında, inanan kimselere yanaşıp "belki bir çıkar elde ederim" türünde hesaplar yapanların ikiyüzlülükleri mutlaka ortaya çıkacaktır:

Yoksa siz, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Tevbe Suresi, 16)

Fakat Allah'ın sınırları korunduğu sürece, müminlerin çeşitli konularda (iş, ticaret, eğitim, akrabalık, komşuluk, vs. gibi) diğer insanlarla olan sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerini devam ettirmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Allah Kuran'da bu konudaki ölçüyü şöyle belirlemektedir:

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8)